13 Ocak 2015 Salı

5 Ocak Üzerine...

              YA İSTİKLAL YA ÖLÜM
                Havayı, kızıl-siyah bir buğu kümesi kaplamış, telaşlı çığlıklar etrafta uçuşmaktaydı. O zamanlar Adana yaşlı ve yorgun umutlarının son zerresini soluyordu. Artık pamuklar beyaz değildi. Taze yağmurun saçtığı mutluluk yerini top ve tüfeğin dehşetine bırakmıştı. Halk, tek nefes, tek akıl, tek yürekte buluşmuş, yegane amaca tutunmuştu. Savaşın damakta bıraktığı acı duygular bu satırları işiten her Türk’ün boğazını düğümler. Fakat, Adana bambaşka bir güne uyanmaktaydı.
            Bir çocuk sesine, bir kuş cıvıltısına muhtaçtı herkes. Savaş mutluluğu öldürmüştü. Akacak tek damla bırakmamıştı gözlerde. Yakıp yıkmış, katletmişti. Ölümcül izlerinin çatlaklarından sızan umudu damla damla sindiriyordu rüzgar. Her yere esiyor, saçıyordu umutları.  İnancın ve hürlük tutkusunun çıkardığı kıvılcım gri arşı aydınlattı. İnce alize fısıldıyordu Adana’nın kulağına, ‘’ Ya İstiklal, Ya Ölüm!’’.Halk zincirlerini söküp atmıştı bileklerinden, özgürlük adeta beden bulmuştu güneşle. Gittikçe yükseliyordu asla alçalmamak üzere. Gün zafer günüydü, gün istiklal günü, gün 5 Ocak’tı.
            Geçen her saniye şehrin her karışı esaretten arındı. Yıllardır bir tebessümden mahrum kalmış suratlarda beliren gülümseme, düşmanı ürkütmüştü. Kaçıyorlardı. Bir daha dönmemek üzere gittikçe küçülüyorlardı ufukta. Zafer çığlıkları çınladı, belki de en mutlu sabahtan bile daha sıcaktı o gün. En sağlam, en çıplak ve en doğal haliyle, her toz tanesine kadar, söke söke bizim olanı geri almıştık.
                                                                                                                      

                                                                                                                       DAMLA ATAŞER

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder